benim güzel hatalarım
Güneşin, yağmurun, bulutun, kumun ve sokağın şehrine döndüm. Son 6 ayda çok kayıplar yaşadım, önce biz'i kaybettim, sonra ben'i kaybettim, sonra yolumu, sonra dünü, bugünü ve yarını. Şimdi uzun yollardan, gece vakitleri zifiri karanlık olan o uzun ve delik deşik yollardan geçip buraya geri döndüm. Ama öncesinde bir kaçamak yapıp hayattan İstanbul'a uğradım. O kadar kaçamak gibi oldu ki uzun zamandır kendimden kaçtığım herşeyi önüme fırlattı İstanbul. "Al" dedi "bu senin hayatın, kendini tut, silk, kalk, düş, yine kalk, sarhoş ol, az uyu, çok sız, güzel ayıl, sev, aşık ol, danset. Yine de birisini sev".

O esnada karşıma arabasının aynasında bir seher vakti gözlerine yarı sarhoş, yarı mahmur, uykulu baktığım bir kadın çıkardı. Ben bir hayat boyu koşuşturmaktan, o bir haftadır her gün ve gece dışarıda olmaktan yorgundu. Birbirimizi az tanıyorduk ama bilmiyor da değildik. Sanki burun buruna geçip de bir şans eseri aynı trene binmiş, aynı trenle Sirkeci'den dünyaya gidiyor gibiydik (Cemal Süreya tramvayla gider, biz trenle). Yorgunduk fakat buruk değildik. Ben gözlerimi kapadığım her an 10 saniye için uykuya dalıp, 11. saniyede gözlerini bulmak için aynaya baktım. O bunu anladı mı pek emin değilim. Neticede kendimi ifade etmekte pek iyi olduğum söylenemez ama onun anladığını düşünüyorum. Düşünmek istiyorum en azından. Böylesi güzel çünkü. Sırf bir gün tesadüf eseri kesişen yollardan geçip bunu okursa bile gülümsemek için güzel bir neden olacak.
Sonra hayat karşıma eski yeni güzel hikayeler çıkardı. Güzel hikayeler diyorum ya, hepsinin sonu güzel bittiğinden değil. Hatta çoğunun bile değildir muhtemelen. Zira çoğu benim güzel hatalarım. Öyle diyorlar şarkıda ya işte, ne de güzel diyorlar: aldırmam hiç yağmurlara, benim güzel hatalarım var. Hepsi birbirinden güzel, birbirinden özel ve her anını sonuna kadar yaşamaya değen güzel hatalar.
Murat Uyurkulak okuyorum bu aralar, uzun zamandır aklımdaydı Tol ile. Başlamış lakin bitirememiştim. Bir de üstüne üstlük Radikal Kitap'ta sevdiğim, saydığım, değer verdiğim bi yığın insanca son 10 yılın kitabı seçilince fazlaca daha ertelemeden hepsini okumak lazım geldi. Öyle bir yer geliyor kitapta ve diyor ki:
"Ulan yoksulluk paylaşılır mı be?"
Aslında şaşkınım. Aslında ne dediğimi pek bilmiyorum. Ama şu son sözün aşkına her şeyi söyleyebilirim, her şeyi yapabilirim, tüm içkileri içebilirim (sf. 152)
Yoksulluk paylaşılırsa yoksulluk olur mu? Ya yoksunluk? Yalnızlık faslını çoktan kapattık Özdemir Asaf ile. Yoksulluğumuzu paylaşamayınca dünyanın tüm içkilerini içip, tüm sokaklarını gezip, tüm güzel kadınlarını sevsek ne farkeder ki?
Şimdi biraz daha derin nefes alıp, biraz daha deniz kokusu çekip, biraz daha yeni özlemler, yeni heyecanlar, yeni kalp çarpıntıları ve yeni hayal kırıklıkları yaşama zamanı.
Yoksulluğumuzu paylaşalım diye.
Aslında şaşkınım. Aslında ne dediğimi pek bilmiyorum. Ama şu son sözün aşkına her şeyi söyleyebilirim, her şeyi yapabilirim, tüm içkileri içebilirim (sf. 152)
Yoksulluk paylaşılırsa yoksulluk olur mu? Ya yoksunluk? Yalnızlık faslını çoktan kapattık Özdemir Asaf ile. Yoksulluğumuzu paylaşamayınca dünyanın tüm içkilerini içip, tüm sokaklarını gezip, tüm güzel kadınlarını sevsek ne farkeder ki?
Şimdi biraz daha derin nefes alıp, biraz daha deniz kokusu çekip, biraz daha yeni özlemler, yeni heyecanlar, yeni kalp çarpıntıları ve yeni hayal kırıklıkları yaşama zamanı.
Yoksulluğumuzu paylaşalım diye.



1 Comments:
http://www.youtube.com/watch?v=K15rrtFkcIw&feature=related
Yorum Gönder
<< Home